TARİH




...

/ İçerik /

1.GEZİ DİKLENİŞİ..




2013-06-04 - Bodrum

Neden birinci dedim, çünkü ilki buydu, ikinci ve üçüncülerinin geleceğinin sinyali bunun içinde var zaten. Neden dikleniş dedim, çünkü ilk kez toplumun bir kesimi kendisine dayatılanlara karşı tamamen plansız ve programsız, kendisini organize eden bir merkez olmadan bir hareketin içine attı kendisini ve diklendi. Bir hafta oldu, belki kısa bir ömrü kaldı ama bence amacına (böyle bir amacı yok iken) ulaştı ve başarılı oldu bu Gezi Parkı Diklenişi. Saygıyla selamlıyorum ve gönülden destek veriyorum tüm katılımcılara. Diklenişin temelinde hiçbir zaman 12 ağacın Gezi Parkı’ndan sökülüp başka bir yere dikilmesi yatmıyordu. Evet, belki orada bu ağaçların sökülmesine tepki duyan insanların verdiği tepki vardı, ama girişilen kolluk kuvveti güç gösterisi inanılmaz bir halk hareketi doğurdu. Öyle bir doğum oldu ki bu Gezi’den çıktı Taksim’e, Türkiye’nin her yerine, dünyaya yayıldı Gezi Parkı Diklenişi, müthiş bir KALKIŞMA’dır. Tıpkı 1909’da aynı park içinde yer alan ve şimdi tıpkısının aynısı yapılmaya çalışılan TOPÇU KIŞLASI kalkışması gibi… Üzerine ölü toprağı serpilmiş ve Sultan’ın her dediğini ‘ne yapalım, kaderimizde bu da varmış’ gibi kabul eden toplumun bir kesiminin ayaklanma sinyalini taşıyor 1. Gezi Parkı Diklenişi. Sultan için on yıldan sonraki ilk ciddi sinyaldir bu. Dördüncü Murat’ı bile mezarında kıskandıran diktatörlüğünün ne denli yapay bir yüzde 50,8 oy çoğunluğuna dayandığının göstergesidir aslında. Ne diyor, Sultan Tayip; ‘Çoğunluğun azınlığa tahakkümünü asla kabul etmeyiz, ama azınlığın da çoğunluğa her istediğini kabul ettirmesini, kusura bakmayın ama, reddederiz’ Ben işi çözemedim, ama eminim Aristo’ya bile sorsak o da işin içinden çıkamazdı. Halbuki Taksim’den polisi çektikten sonra orada herhangi bir şiddet yaşanmadı, çünkü şiddetin kaynağı emir kulu olan polislerdi. Ustalık dönemini yaşadığını söyleyen Sultan, hem orantısız güç kullanıldığını kabul etti, hem de soruşturma açıldığını söyledi. O zaman açığa al kardeşim en azından İstanbul Emniyet Müdürü’nü ortalık biraz yatışsın, çek emniyet güçlerini kendiliğinden oluşmuş bir tepki koalisyonunun karşısından, sonra çık kendini savun. Gerekiyorsa. Sen aldığın oyla kendini bir muz cumhuriyetinin seçilmiş kralı zannedersen bu veya benzer olaylara da hazırlıklı olmalısın. Pirin Franko ve Pinochet’yi hatırla, en azından yeterli biber gazı stokları bulundur. Aslında 1. Gezi Diklenişi’nin kökenleri 2007’ye, hatta daha öncesine kadar gider. Bir kesim, yani ayyaşların, alkoliklerin, kürtajcıların, çapulcuların, üç koyun güdemeyenlerin, devamlı Atatürk’ü haykıranların, öpüşenlerin, koklaşanların, insanı insan olduğu, doğayı doğa olduğu için sevenlerin, yaratılanı yaratandan dolayı sevmektense onlara ve haklarına sonsuz saygı duyanların Sultan’dan duydukları hakaretlerden bıktıkları, eee yeter gari demek zorunda kaldıkları bir istasyona geldi Türkiye’nin ağır aksak işleyen demokrasi treni. Bu istasyonda da hiç umulmadık birileri ‘STOP’ dedi, ustalık zamanına geçmiş şö-men- dö-fer makinistine. Bir ülkenin başbakanlığı makamını işgal eden birine yakışır mı yıllardır yürürlükte olan bir kanunu çıkartan kişilere ‘AYYAŞ’ demek? Heykelleri ‘ucube’ diye yıktıran, Çamlıca’ya ‘ucube’ camiyi yapmayı tasarlayan yüksek sanat üstadı Hazret-i Tayyip neden acaba bu denli kopya çekmeye meraklı? Çamlıca’ya devşirilmiş Sultanahmet Camii’nin kopyasını yap, sonra da Gezi Parkı’na Topçu Kışlası’nın tıpkısının aynısını yap. Kimseye sorma, belediye başkanın ibiş gibi ortada dolaşsın, İstanbul’u sen imar et, yüksek sanat zevkinle. Galata’yı sen imar et, kanal aç, Haydarpaşa’yı becer.Yemezler… Bu arkadaşların sanat anlayışlarını giyimlerinden anlayabilirsiniz. Hadi erkekler neyse, bakınız eşlerine. Başlarındaki kukuletalar bir sanat harikası. Hele giyimleri, müthiş bir moda rüzgarı estiriyor gittikleri yerlerde. (Örnek olarak: Londra’daki moda çevrelerini stiliyle şaşkına çeviren Hayrinüsa First Hanım Sultanın giyim kuşamı ve çanta taşıma becerisi!) Her fırsatta referandum kozunu kullanan Sultan ve onun zevatı o zaman Gezi’ye yapılacak Topçu Kışlası ve içerisine ‘embed’ edilecek AVM’yi götürsün bakalım referanduma. Hatta yanına Çamlıca ucube camisini de koysun. Gerek Taksim, gerekse Çamlıca tüm İstanbulluların ortak malıdır. Oylasın insanlar, kabul ise kabul, ret ise Sultan’ın bu reddi kabul edeceğinden kuşkum var. Konuyu dağıtık, ancak 1. Gezi Dikleşmesi bize çok şeyi hatırattı. Mavi gökyüzünün altında yazılmadık analiz kalmadı. Sonunda vekil de olsa özür dilendi. Cumhurun başı bu işten de karlı çıktı. Asıl kazançlı çıkan Türkiye Cumhuriyeti oldu. Öteki yüzde ellisini geri kazandı. Umudumuz yeniden yeşerdi. Belki bir ‘baş’ları yok ama, eminim onu da çıkartılar yakın gelecekte. Sultanımız 1. Tayyip ne diyordu diğer liderleri eleştirirken; ‘Bunlar üç koyunu güdemezler verseniz ellerine, beceremezler’. Belki de doğrudur. Ama Gezi Diklenmesiyle öğrenmiş olmalı ki; Toplumun yüzde ellisi koyun değildir, sen de onları güdemezsin…

Yorumlar

YORUM YAP