ATATÜRK




...

/ İçerik /

ATATÜRK'ÜN ANI DEFTERİ-2




2013-08-13 - Bodrum

Anılar 7 Kasım 1916 tarihinde (25 Ekim 1332 Salı) tutulmaya başlanmış. İlk yazılan notlar ilginç: “ Silvan’dan Bitlis’e gitmek üzere yola çıktım. 5’nci tümen Komutanlığına yeni atanmış olan Albay Fuat Bey (Ali Fuat Cebesoy) de birlikte. …… Batman köprüsünü (Malabadi) geçer geçmez yol üzerinde ölü yatmış, kalmış bir adam, açlıktan. Köprü ile konak yerimiz arasında aynı durumda iki adam. Göçmenmişler. Batman Köprüsü ile Silvan arasında ve köprüden sonra iki beygir. İnsanlar ve hayvanlar açlıktan ölüyorlar.”

Atatürk’ün Anı Defteri’nden yaptığım alıntılar, o gün tutulan notların tümü yerine ilginç sayılabilecek yazıları içermektedir. Böylelikle, kısa da olsa, o tarihlerde ülkenin doğusunun durumunu ve Mustafa Kemal’in duygu, düşünce ve davranışlarını sizlere elimden geldiğince aktarmaya çalışacağım. Bu arada yine belirtmekte yarar var, parantez içindeki yazılar benim açıklayıcı notlarımdır.

Atatürk, size bazı günlük notlarını vereceğim bu anı defterini 1916 yılı sonuna doğru tayin edildiği Bitlis, Muş, Çapakçur, yani Doğu Cephesi’nde tuttu. Tümü kendi el yazısıyla ve Osmanlıca tutulan anılar, ilginç bir şekilde aniden kesilmektedir.

26 Ekim 1332 Çarşamba (8 Kasım 1916) “Bir taburu hayvandan inmeden ordugahlarında gördüm. Nokta komutanını görevinde dikkatli bulmadığım için azarladım. Kurmayımdan birkaçını ambarlar ve hastaneleri teftişe gönderdim. Şimdi saat 6.20 sonra Alay Komutanı Fuat Bey bize benim çadırımda ut çalıyor.”

27 Ekim 1332 Perşembe (9 Kasım 1916)

“Saat 8 önceden Ziyaret Veyselkarani’den yola çıkıldı. Ziyaret önünde Şeyh Hazret gönüllülerinden 150 kişiye rastladık. Bunları gözden geçirdim. Beslenmelerinin sağlanması istirhamında bulundular. Erzak taşıyan bir Kürt’ün dilekçesi, 3 hayvanını Kürtler almışlar. Yollarda birçok göçmen gördük. Bitlis’e dönüyorlar. Tümü aç sefil, ölüme hüküm giymiş bir halde. 4-5 yaşında bir çocuğu anası babası yol üstünde bırakmışlar, o da bir karı kocanın ardına takılmış. Onları ağlayarak 100 metreden izliyor. Kendilerini niçin çocuğu almadıkları için azarladım. ‘Bizim çocuğumuz değildir’ dediler….”

3 Kasım 1332 Perşembe (16 Kasım 1916)

“ Geceyi kötü geçirmedim. Öksürük seyrek ve hafifti. Tümüyle uykuya engel olmadı….. Daha sonra Bitlis’teki hastaneleri teftiş ettim. Temiz buldum. Şeyh Hazret, ki bir kolunu kesmişler, onunla görüştüm. Tümen başhekiminin söylediğine göre, hastane yapılan evler temizlenirken 10-15 kadar İslam kadını başları bulunmuştur. Şerefiye denilen camii gezdim, hayvan leşleriyle ve pislikle doluydu. Yıkılmış. Yolda 12 yaşında Ömer adında öksüz bir çocuk gördüm. Bunu yanıma aldım. Bu görülünce daha üç tane anası babası ölmüş yetimler getirdiler, onlara para vermekle yetindim.”

7 Kasım 1332 Pazartesi (20 Kasım 1916)

“ Tümen komutanına bir bakıma veda mektubu ve ancak işlerin sonuçlarını bildirmesi için bir yazı yazdım…. Nuri (Conker), İsmail, Halil, Salih (Bozok), Zübeyde Hanım’a birer kartpostal gönderdim. Madam Körin’e de. (Dönemin sayılı kişilerinin tanıdığı İstanbul sosyetesinden bir kadın) Hacı Musa Bey’in Kardeşi Nuh Bey kendi tayını getirdi. Armağan etmek istedi, kabul etmedim…. Sağlığın korunması için özellikle dimağın parlaklığı için alkol alınmamalı….

8 Kasım 1332 (21 Kasım 1916)

“….. Yolda gelirken zihnimden geçen şeyler: Yalnız baş ile selam vermek. Komutanlar birliklerinin içini ve ruhsal durumlarını doğrudan içlerine girerek bilmeli, daha güvenle emir verir. Üstler, astlarıyla söyleşiler yapmalı, onları özgürce konuşturmaya alıştırmalı. Bazı askeri noktalar – ruh eğitimi ve askeri görgü yöntemi hakkında bir eser yazayım…..”

9 Kasım 1332 Çarşamba (22 Kasım 1916)

“8/9 saat 9 sonraya kadar Kurmay Başkanıyla örtünmenin kaldırılması ve toplumsal yaşamın düzeltilmesi hakkında söyleşi. 1) Güçlü ve yaşamı bilen ana yetiştirmek, 2) Kadınlara özgürlüklerini vermek, 3) Kadınlarla bir arada bulunma, erkeklerin ahlakları, düşünceleri, duyguları üzerinde etkindir. Doğuştan karşılıklı sevgi çekme eğilimi.”

12 Kasım 1332 Cuma (25 Kasım 1916))

“…. Tabur komutanından Arıburnu’nda İngilizlerden alınmış bir masa ve örtüsü ve mitralyöz sınıfının bir küçük kılıncını aldım. Buna karşılık İtalyan savaşlarından beri sakladığım bir İtalyan dürbününü ve bir masa verdim….”

28 Kasım 1332 Pazartesi (11 Aralık 1916) “….. Bugün akşam Tahsin Bey’den bir yıl kıdem zammolunduğu ve İzzet Paşa’nın yokluğu süresince İkinci Ordu’ya vekil olarak atandığım telgrafı geldi. Yine bu gece İzzet Paşa’dan Elazığ ili armağanı olan 4-5 yaşında 1.48 yüksekliğinde al ton’da bir kısrağın çekilişte bana düştüğü bildirildi.” 11 Aralık 1332 Pazar (24 Aralık 1916) “Gökdere dağının tepesine çıktık. Yeniden İsa Ağa Mezrası’na indik. Bu bölgeye yaklaşan alay 33’e kalacakları köyleri doğrudan doğruya emrettim. Sonra Okuçuyan üzerinde savunma mevziinin içinden Bahçeköy’e geldik. Yıkık, yalnız bir ev var.”

12 Aralık 1332 Pazartesi (25 Aralık 1916) “ Bugün mevziinin sol kanadını” Tamamı kendi el yazısı ile Osmanlıca tutulmuş Anı defteri yukarıdaki eksik cümle ile bitiyor. Atatürk, belli ki hem bu cümleyi bitirmeyi gerekli görmemiş, hem de anı tutmayı tamamen bırakmış. Buna karşılık yazdığı yüzlerce rapor, not, bildiri, görüşler, öneriler ve Büyük Nutuk var. Ancak bunların tümü resmi kayıtlar. Ben Mustafa Kemal Atatürk’ün insancıl kişiliğini, devrimci düşüncelerini, komutan özelliklerini ve ülkesine olan tutkusunu birinci elden yansıtması açısından bu anıların bir bölümünü burada aktardım. Hem Atatürk’ü putlaştıranlara, hem aşağılayanlara hem de saçma sapan sözleri alıp O’na mal edip prim yapmaya çalışanlara KAPAK olsun diye… (Not: Anı Defteri ile ilgili kaynakça 1. Yazı’da etraflıca gösterildiği için buraya alınmamıştır)

Yorumlar

YORUM YAP