EDEBİYAT




...

/ İçerik /

BİLİM DİLİ TÜRKÇE..




2013-07-23 - Bodrum

Türkiye’deki tüm okullarda öğrenim dilinin Türkçe olması gerektiği yönündeki düşüncemi, hem yer aldığım söyleşilerde, hem de yazdığım makalelerde yıllardır savunur dururum. Neredeyse 30 yıl geçti, ancak bir arpa boyu bile yol alamadım. Bu konuda son yazımı 1 Nisan 2010 tarihinde yazmışım. Aradan 3 yıldan fazla zaman geçmiş. Türkçemi biraz ihmal etmişim demek ki. Ama olsun, durmak yok, yola devam. Geçen hafta üniversite kazanan gençlerimizin tercih yapabilmeleri için son dönemeçti. Yine bıkmadan usanmadan her gün okulların tanıtım programlarını izledim. Basındaki ilanlarını takip ettim. Yine bir umutsuzluk kapladı içimi. Kimse hala benimle aynı görüşte olmadığı gibi, benimle ters düşen görüşlerini göğüslerini gere gere bildirdiler tüm kamuoyuna. Rektörler, dekanlar, profesörler, doçentler, doktorlar çıktı ekrana. Program yapımcısının üniversitenin öğrenim dili ile ilgili her sorusuna, özellikle vakıf üniversiteleri yetkilileri, büyük bir iştahla ‘İngilizce’ diye yanıt verdiler. Halen Türkçe eğitim veren kimi devlet üniversitelerinin yetkilileri de, vakıflardan aşağı kalmamak amacıyla olsa gerek, bazı bölümlerinin tamamen İngilizce öğrenime döndüğünü beyan ettiler. Efendiler, ( bunu saygın bilim adamları için söylüyorum, okuyucuma değil) bir ülkenin dilini eğitim ve öğrenim dili olarak kullanmaz, onu sadece günlük konuşma ve yazma dili sınırlarına hapsederseniz o dil hiçbir zaman bilim ve kültür dili olarak gelişmez. Giderek bilim dili olarak kullanılan dünya dilleri arasında zayıflar, yurttaşlardan başka kimse onu öğrenmeye kalkmaz ve giderek önemsiz bir dil haline gelir. Sizce Türkçe bunu hak ediyor mu? Hatırlarım, bundan birkaç yıl önce Sultan Erdoğan’ın Almanya ziyareti sırasında Şansölye Merkel’e Almanya’da bir Türk üniversitesi kurma fikrini açmış ve ondan olumlu görüş beklemişti. Olumlu görüşü aldı, ancak bir şartla ‘Eğitim ve öğrenim dili Almanca olacak, isteyen de Türkçe öğrenebilecekti. Keza aynı hristiyan demokrat Merkel Türkiye’de Almanca eğitim veren bir üniversite açılması yönündeki muhafazakar Müslüman Türk başbakanının teklifini de hayretle karşılamıştı. O sıralarda 250 yıllık geçmişi olan İstanbul Teknik Üniversitesi’nin tamamen İngilizce eğitime dönmesi konuşuluyordu Türk bilim çevrelerinde. Ne kadar utanç verici. Dil bilimi ile Matematik doğrudan ilişkilidir ve özellikle birincisi ikincisinden beslenir. Dil bir nevi matematik denklemler bileşkesidir ve ana dilinin (yani o dilin matematiksel yapısının) verdiği olanakla kendisine iletilen bir bilgiyi kavrama hızı, sonradan öğretilmiş bir dille kavrama hızından kat be kat fazladır. O halde ana dilleri Türkçe olan çocuklarımıza ne diye İngilizce metinleri öğretmeye kalkıyoruz? Bir İngiliz çocuğun aynı metinleri öğrenme hızının bizimkinden kat ve kat fazla olacağı ortadayken. Burada İngiliz dedim, siz onun yerine Fransız, Alman veya başka bir milleti de koyabilirsiniz. Benim zamanımda Türkiye’de 13 üniversite vardı. Bunlardan ikisi İngilizce müfredata sahipti. Hasbelkader ben birini kazanıp girdim, orada okudum. Almanca orta öğrenimden geldiğim için hazırlık okulunda güya İngilizce öğrendim. İlk yıl hiçbir dersi doğru dürüst takip edebilecek yeterli dil bilgisine sahip olmadığım için çoğu dersten çaktım, ancak ikinci yıl toparlayabildim. Okulu bitirdiğimde İngilizcesini bildiğim yığınla terimin Türkçesinin kullanıldığı bir dünyanın içine düştüm. Doktoraya başladığım üniversitenin dili Türkçe olduğu için yeniden deyimlerin Türkçesini öğrenmeye çabaladım. Bana göre işin doğrusu Türk dilinin bilimsel olarak gelişmesini sağlayacak, onu bir bilim dili haline getirebilecek Türkçe öğretimi tüm eğitim katmanlarına yerleştirmektir. Bu Türkçeye ciddi olarak kelime zenginliği, deyim çeşitliliği katacak, onun sadece konuşma ve yazma dili olarak kalma kaderini kıracak, yaşayan gelişen, çoğalan bir dil haline sokacaktır. Şu soru sorulabilir; iyi de Türkiye’ye okumaya gelmiş binlerce yabancı öğrenci var, onlar ne olacak? ( Türk Hava Kurumu Üniversitesi’nde bu yıl 97 ülkeden öğrenci alınacağını öğrendiğimde ben de çok şaşırmıştım) Çok basit, onlar da tıpkı benim gibi hazırlık okuyarak Türkçe öğrenecekler, sonra normal bölümlerinde Türkçe öğrenim müfredatını takip edecekler. Zor olacak ama çevrelerinde hep Türk arkadaşları olacağından benim İngilizceyi öğrendiğimden daha kolay öğrenebileceklerine kuşku yok. Şu soru da akla gelebilir; iyi de yabancı dil hiç mi öğrenilmesin? Hayır efendim, en az bir yabancı dilin öğrenilmesi zorunlu olacak ve mezuniyet şartı olarak konulacak. Öğrenci bir (büyük ihtimal İngilizce olacak) veya ikinci dili (bu da eskiden Fransızca veya Almanca idi, gelecekte belki de İspanyolca, Rusça veya Çince olacak) literatürü rahatlıkla takip edebilecek düzeyde öğrenecek ve öyle mezun olacak. Size garip gelmiyor mu bilmiyorum, her yıl Türkiye’de Dünya Türkçe Olimpiyatları yapılıyor, ama ülkenin kolejleri, Anadolu liseleri, üniversitelerinin çoğunluğu Türkçe dışı bir yabancı dilde eğitim yapıyor. Bana garip gelmesi ötesinde tam bir oryantal çelişki olarak komik de geliyor. Bu konuda hassas olmalı ve en azından şu iki kişiye karşı saygısızlık etmemeliyiz kanısındayım: Birincisi 1074 yılında tamamladığı ‘Divanü Lügati’t – Türk adlı Türk Diyalektleri Sözlüğü ile Kaşgarlı Mahmut, ikincisi ise uğraşıp didinip Geometri Terimler Sözlüğü’nü bize kazandıran, Türk Dil Kurumunu kurarak bu konuya ne denli önem verdiğini dünya aleme gösteren Mustafa Kemal Atatürk. Birincisi İngilizcenin İngiltere’de kullanılmasına daha 600 yıl varken, Araplara Türkçe öğretmek amacıyla lugat hazırlayan bir dil bilimci idi. İkincisi ise 600 yıllık Arapça, Farsça, Osmanlıca sarmalını kırıp halkının kendi öz Türkçelerini öğrenebilsinler diye uğraşan bir idealist devrimci…

Yorumlar

YORUM YAP